• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Van : -5 °C

Bekir Kaya'nın eşi Aslı Kaya ile özel röportaj

Bekir Kayanın eşi Aslı Kaya ile özel röportaj
Van’da yaşanılası bir yaşamın önü açılmışken, takvim yaprakları 23 Ekim 2011 tarihini gösterdiğinde Van semalarında kara bulutlar belirdi ve hizmet aşkıyla halkıyla kucaklaşan Bekir KAYA, iktidarın, gücün, sevginin çaresizliğini yansıtan fotoğrafıyla düny

 

Van halkından 75 bin oy aldı.

%53.5’lük oy oranıyla belediye başkanlığına seçildi.

 

 

07 Haziran 2012’de evi basıldı.

 

 

Bir şafak vakti baskınıyla  kollarına kelepçe takılan Van belediye başkanı Av. Bekir Kaya 110 gündür Van F tipi kapalı cezaevinde tutuklu bulunuyor…

 

 

Van’da belediyecilik adına büyük projelere imza attı..

 

 

Van’da yaşanılası bir yaşamın önü açılmışken, takvim yaprakları 23 Ekim 2011 tarihini gösterdiğinde Van semalarında kara bulutlar belirdi ve hizmet aşkıyla halkıyla kucaklaşan Bekir KAYA, iktidarın, gücün, sevginin çaresizliğini yansıtan fotoğrafıyla dünya kamuoyunun gündemine düştü…

 

 

Ve anaların gözyaşları kurumadan dört duvar arasında voltaya takıldı…



Naif YAŞAR-ÖZEL


Ağır yaşam koşullarının, kanla, gözyaşlarıyla, ölümlerle harmanlandığı bir süreçte, yaşamın derinliklerinde saklı kalan güzel olan, iyi olan kırıntıları yakalayabilmek ve bunu yıllardır acı çeken bölge halkıyla paylaşabilmek adına çaba sarf ediyoruz.

 

Bu ülke, bu bölge ve bu memleket için yapılan güzel şeyleri siyasi kimliklerine bakmadan siz okurlarımızla paylaştık.

 

2009 Yerel seçimlerinde Van halkının %53’lük oy tercihiyle belediye başkanlığına seçilen ancak dört ay kadar öncesinde evine yapılan şafak vakti baskınıyla gözaltına alınarak tutuklanan Van belediye başkanı Av. Bekir KAYA’nın eşi Aslı KAYA ile yaptığımız röportaj da bu derinliklerde saklı kalan detaylardan biriydi.

 

Birkaç gün öncesinde ilk bölümünü yayınladığımız röportajın 2. bölümünü de siz okurlarımızla paylaşıyoruz.


DEPREM DEĞİL ANALARIN GÖZYAŞLARI, BEKİR KAYA’YI ÇARESİZLEŞTİRDİ



Bekir Kaya’yı dünya basınına taşıyan “çaresizlik fotoğrafını” yorumlar mısınız?


A.K: İnsanlar Bekir’e yardım eli uzatıyordu. Âmâ işte uzanan elleri kimi zaman boş bıraktığında çaresiz kalıyordu.

O fotoğraf çekildiğinde Van’da değildim.

 

Televizyonlarda gördüm ilk kez o fotoğrafı. Sonradanöğrendim. Başkan Şabaniye mahallesinde gezerken, depremde evleri yıkılmış, kışın ortasında sokakta açıkta kalmış ve o ana kadar yardım ulaşmamış yaşlı bir ana ve üç çocuğuyla karşılaşıyor yaşlı ana ana diliyle yalvarıp yakarıyor, bu acıya dayanmayan kentin belediye başkanı Kaya, ekipten ayrılarak aracına geçiyor ve işte çaresizliğin, iktidar gücünün anlamsızlığını, duyguların, merhametin, hümanizmin iflas ettiğini anlıyor ve başını aracın direksiyonuna koyup çocuklar gibi ağlıyor.

\"\"


Kimileri o fotoğraf için “şhowww falan “diyordu.


A.K  : Bekir’in  bu güne kadar ağladığını görmüş değilim.Bekir kolay kolay o duruma gelebilecek biri değildi. Yapmacık bir şekilde ağlayacak bir tip değil Bekir evde nasılsa dışarıda da aynıdır. Bekir’in o resimlerini basında gördüğüm zaman eğer Bekir bu duruma gelmişse yaşadığı psikolojiden olduğunu tahmin edebiliyordum. Yani Bekir için sözün bittiği yerdi.


Deprem esnasında Başkan Bekir Van’da yalnız mıydı?

 

A.K : Evet Van’daki binlerce aile gibi biz de oğlum Rojar’la bir süreliğine Van’dan ayrıldık. Âmâ Bekir deprem süresince sadece bir kez iki günlüğüne gelmişti orada kendisini görebildik. Bunun dışında Van’da ayrılmadı. Telefon görüşmelerimiz dahi çok kısıtlıydı.



Telefon görüşmelerinizde depremin acılarını, çözümlerini sizinle paylaşıyor muydu?


A.K    Ben bu işi başarırım yada başarmam diye bir şey duymadım ama bu işin üstesinden nasıl gelebiliriz yollarını arıyorlardı sürekli, “bundan sonra ne yapabiliriz?” diyordu defalarca Ankara’ya gitti çogu kez Çevre şehircilik bakanıyla görüşmesi oldu. Bu AKP’lidir demedi hiçbir zaman Deprem dönemi bir programa katılmıştı. Ve ben orda neden söylemedin bunca işin dışında bırakılıyorsun, Belediye başkanısın ve sonuçta bu sürecin dışında bırakıldın. Bekir ise“böyle bir polemiğe girmek yerine bu halkın sorunlarını dile getirmek daha doğru değil mi ?”diyordu. Şu şöyle yaptı bu şöyle yaptı polemiğinin yeri değildi.


Deprem sürecinde merkezi hükümet ve Van valiliğinin kendilerini dışladıkları basın ve kamuoyunda bayağı dillendirildi, bu konuda görüş alışverişiniz oldu mu?


A.K:  Deprem sürecinde  bu olayı kendine hatırlattığımda  bana cevabı “insanlar zaten bunun peşinde. Malzeme yapıp, basında yazacak ve insanlarımızın acıları daha da derinleşecekti. Diyordu
 
HER ŞAFAK VAKTİ GÖZLERİ KAPIDAYDI


İki yılık belediye başkanlığı süresince, her an kapılarının çalınacağı bilinciyle yaşamlarını sürdürdüler. çünkü biliyorlardı ki, yıllardır Kürt siyasetçileri, seçilmişlerine karşı başlatılan yönelmeler bir gün onların da kapısına dayanacaktı.

 

Ve bekledikleri de oldu.

 

Van’da depremin yarattığı ağır tahribatla uğraşılırken 07 Haziran 2012 günü sabahında Kaya çiftinin kapıları depremin yarattığı şiddetle bir kez daha çalındı.

 

İşte o günleri de Aslı hanım şöyle özetliyordu.



Ne oldu o şafak vaktinde?


A.K :  Biz zaten bir ay olmuştu vana döneli o deprem sonrası tadilatları yapıp yeni yeni kendimize geldiğimiz bir dönemdi. Benim çocuğum depremden çok etkilenmişti, sonuçta bizde depremzedeydik. bu sorunlarla boğuştuğumuz bir dönemde o sabah yapılan baskınla neye uğradığımı şaşırdım. Ben daha önce Bekir’e KÇK operasyonlarında başkanları aldıklarını söyledim. Seni de alırlar mı dedim. O da “piyangodur“diyordu. “Yani alınanlar bir şey mi yapmışlar?” diyordu. “Piyangodur artık kime çıkarsa”diyordu.


Bekliyor muydun?

 

A.K : Ben hep bunu düşünüyordum hatta anneme demiştim “telefonlarını açık tut bir gece yarısı bizi alırlarsa seni ararım rojar’ı alırsın” diye, ama yine de ben o kadar hazırlıksız yakalandım ki .



Kaç gibi geldiler?


A.K : Sabah 4:30da geldiler…



Baskın sırasında Evde yalnız mıydınız?


A.K :  Aysel Tuğluk programları vardı birkaç gün önce bizdeydi. Eşyaları vardı. Bir gece öncesi Aysel Hanım erken geldi. Sonra da Bekir geldi. Ve sabah vakti aldılar.


Ne oldu peki ?


A.K  :  4:30’da kapıya geldiklerinde ilk bizim evde kalan bir öğrenci kız kapıya gitti, ve bana tanımadığım adamlar var kapıda dedi. Bende rojar’dan dolayı kaygılıyım böyle bir sorun yaşıyor. Kim bu saatte diye? ama insan az çok o saatte kimin kapıya geleceğini tahmin edebiliyor.. Ben gittim polis “açın kapıyı” dedi. Dedim bu saatte geldiğinize göre insanların giyinmesini de bekleyeceksiniz dedim o sırada Bekir geldi, kapıyı açmak istemedi. Aysel Hanım çıktı işte savcı bey gelsin dedi. Onlar savcı bey var deyince Aysel Tuğluk Hanım kapıyı açtı. Bekir Bey içerde giyiniyordu. Bilmiyordu kapının açıldığını, ben gidip Bekir’e söyledim işte kapı açıldı ve içeriye girildiğini, onlar içeri geçince Bekir “siz içeri girmeyin. Avukatım gelinceye kadar bekleyin “dedi polislere onlar dışarıda kalmak zorunda kaldı. Ben gittim oğlumu aldım annemi aradım. Israrla kapı çalınınca rojarda uyanmıştı, biz ilk önce uyku sersemliğiyle rojar’a “kapıcı geldi. kapıcı gelmiş babaya bir şey soracak falan” dedik,

\"\"

ROJAR; BASKINI DÜĞÜN SANMIŞ


Polis içeri girmedi mi?


A.K :  ama sonra polisler içeri girdi. Rojar’a dedim “annem düğün var, anneanneyle de gelip seni alacaklar, teyze ve amcalar gelmiş hepside düğün için gelmişler, şimdi seni çıkaracağız “dedim. Ben rojarı aldım. Dışarı çıkarırken bir polis elimden almak istedi. Ben vermedim hani bizim dışarı çıkmamamız gerekiyormuş denildi. Oğlumu annemlere yolladım ondan sonra arama yaptılar. Ama Bekir eve geldiklerinden itibaren geri dönmeyeceğini biliyordu. ,


Neydi gerekçe öğrenebildiniz  mi?


A.K  : Gerçekten bir senaryoydu ben kendi gözlerimle gördüm bir senaryoydu. Ben Bekir’in alınacağını Bekir hakim karşısına çıkmadan önce gidip Avukatına söyledim.

 

Bu yargıya nasıl vardınız?


A.K  : Orda telefon konuşmaları oluyor. Telefon konuşmaları olurken başkanlar da var. Ki daha Bekir hakim karşısına çıkmadan önce, ben gittim avukat Erhan beye söyledim bunları bize karşı olan tutumları çok kötüydü.



Böyle bir şey bekliyor muydu?


Ben sorduğumda Bekir böyle bir şey söylemiyordu. Piyango diyordu ben olurda diyemem olamazda diyemem diyordu. İçeri alınanların veya Necdet beyin çok mu suçu vardı. KCK bir piyangodur diyordu. Ben kaygılanıyordum acaba bir gün bizim kapıya da mı gelirler çünkü nerdeyse dışarıda belediye başkanı kalmadı. Son olarak bize ve Diyarbakır’a sıra geliyordu. Ki sanırım savcı bey şey diyordu. Aysel hanımla sohbetlerinde” Bu operasyon gecikti depremden önce yapılacakmış”deniliyordu.


KELEPÇE TAKMA DEPREM SONRASINA KALMIŞTI


Bekir başkan tutuklandığı sabah görüşebildiniz mi?


A.K :  Biz ordaydık zaten o tutuklanma anında içerde mahkeme salonunda 5 dk bizimle görüştü. O anı hatırlamıyorum. Çok gergindim. Oradaki polislerin tutumu çok kötüydü. Onların yanında ağlamak istemiyordum güçlü duracağım diyordum. Oradaki polisleri çok keyifliydi o sevinç vardı. Onları sevindirmek istemedim.

 

Adliyedeki atmosfer tutuklanacaklarını işaret ediyor muydu?

 

 

A.K  : Cüneyt beyin eşiyle biliyorduk tekrar gelmeyeceklerini, onu size bir şekil yansıtıyorlar gerek konuşmalarında gerekse hal hareketlerinden, zafer sarhoşluğu vardı. Bize o kadar kötü bir muamele yapıldı. Hiçbir şey söylemediğime çok kızıyorum yani ben eşim orda suçsuz yere alıp götürmüşsünüz adliyenin önünde 4 saat bekletmişsiniz dışarı çıkamıyoruz korkudan ben sabah polisler gelmeden içeri girdiğim için içeride kalabildim.


Neden almıyorlardı?


A.K : Beni almamak için direttiler eşimi suçsuz yere alıyorsunuz, Osman bey, bölge belediye başkanlarını ve vekilleri içeri alıyorsunuz ( almayın demiyorum ) ama benim eşim içerde ve siz beni içeri almıyorsunuz, ki bu bir katil değil, bir hırsız değil, ki hırsız olsaydı belki baş tacı yapacaklardı.


Neler olup bitiyordu adliyede, neden o kadar uzun sürdü yargılama?


A.K  : İfadeler 12 saat sürdü, öyle bişi yok giren savcıyla sohbet edip çıkıyordu. İfade vermiyorlardı ve kısa sürüyordu sonuçta ki mahkeme aşamasında bu böyle oldu ama bekletilme süreleri çok oldu. Birkaç saatte de bitirilebilirdi. Ama amaç ne olduğunu bilmiyorum sabaha kadar sürdü. Biz baro odasında rehin gibi kaldık, bir ara verildi. Dışarıya veya lavaboya bir avukat eşliğinde gidiyorsun, dışarı çıkarılma riskiyle çünkü sonuçta mağdursun da oradaki o atmosfer siyası bir karar olduğu izlenimini veriyordu.

\"\"

SEHER BASKINI, ŞAFAK KELEPÇESİYLE SON BULDU


Sayın kaya ve arkadaşları için önceden cezaevinde yer ayırtıldığı iddiaları vardı. Siz de duydunuz mu?


A.K : Gazetelerde okudum. Âmâ sonra araştırdık ki, eşim ve arkadaşları gözaltına alındıklarından iki gün önce cezaevinde bir hazırlık yapılmış.



Tutuklama kararı ne zaman çıktı?


A.K: Şimdi biz salonun önünde ayrıldık, biz ayrılmak istemedik, Bekir ve diğerlerinin çıkmasını bekliyorduk, her dışarı çıkan arkadaşlarımızın da ağladığına tanık oluyordum. Bekledik polisler artık gidin dediler bizde onlar mahkemeden çıkmadan biz buradan ayrılmayacağız dedik, sonra Bekir başkana bunu iletmişler Bekir de dışarı çıktı “ Gidin artık dedi, bizde gidip yatalım” dedi. Osman bey ve yanındakiler dışarı çıktıklarında polisler tarafından havaya ateş açıldığını söylediler. Ben duymadım ben içerdeydim. Ama öyle dediler. Aysel hanıma söyledim “evet doğrudur“dedi. Ben gördüm ama polislerin mutluluğu yüzlerine yansıyordu. Polislerdeki o mutluluk Bekir’in tutuklanacağı izlenimini veriyordu. Ben mahkeme öncesi Cüneyt beyin eşine söyledim alıp götüreceklerini


Bekir başkanın dava arkadaşlar Bekir beyi yeterince destekledi mi?


A.K: Bekir’in arkadaşları her zaman Bekir’i sahiplenmişlerdir. Yakın çevremiz olarak Van halkı ben dışarıda pek bir tanık olmadım. Ama Bekir’in sevildiğini biliyorum. Sahiplenmeleri beni mutlu ediyor.


Siz ne zaman görüşebildiniz tutuklandıktan sonra?


A.K  :Ben 4 gün sonra açık görüşe gittim.


Ne dedi orda?


A.K  : Dedi ki “ne olursun annelerin yanında ağlama işte onlar çok üzülüyor. Bu kadar acı yaşamışlar onlar senden güç alsınlar. “Ben açıkçası buzuldum. Ben ve rojar için bir şeyler söylemesini beklerken,  Neden bizler değil de anneler onunla ilgili mektup bile yazdım kendisine. Oda bana açıklama yaptı “bu insanlar bu kadar acı çekmişler onları üzmeye hakkımız yok diyordu.” Annelerin onu sevdiğini biliyordu. Ben gittiğim zaman insan evladına sarılır gibi anneler Bekir’e sarılıyordu.  Beni ve oğlunu sevmediğini düşünmüyorum. Biz o dönem ben ve rojar ciddi sağlık sorunlarıyla depremin psikolojisini yeni yeni üzerimizden atacağımız bir dönemde yakalandı. En azından kendine ve çocuğumuza iyi bak demesini beklerdim. Benim beklentim o yöndeydi. Ama ben gidince şunu üzme bunu üzme demesi beni üzmüştü açıkçası ama Bekir’in yapısı böyle,


Alıştınız mı yokluğuna?


A.K  : Yok, oğlum her şekil etrafında dönüyoruz ama oyunları her şeyi babalaştırmış, bir oyun oynarken içine mutlaka baba katıyor. “Anne camdan bak babam sana ne getiriyor. İşte bak ben oyun oynayacağım babadan izin al,” diyor. Bekir, rojar’la o kadar vakit geçiren bir insan değildi. Günde en fazla yarım saat görürdü. Ayda bir Pazar boş olsaydı birlikte çıkarlardı. babasının bu kadar yer etmesi beni çok şaşırttı. Oğlum ona ağlaya ağlaya sızlıyordu.


Rojar’ın durumu nedir babası tutuklandıktan sonra neler yaşandı?


A.K  : Rojar babasının yakalanmasından sonra çok ciddi sorunlar yaşadı. Hastaneye götürdüm. Bunun yanında açık görüşe götürdüm. Baktım Bekir ve arkadaşları durumları iyiydi. Bekir konuşurken bir tek rojarla ilgili bir konu geçti hafif hüzün yaşadığını gördüm. Ben çıkınca bunu annemle de paylaştım.


Belediyenin çalışmaları halkın sahiplenişi Bekir beye yansıyordur bundan haberdar mı memnun mu yani ?


A.K  : Her hafta bu konularla ilgili bilgilendiriliyor. Programda geciken bir şey varsa sürekli dinlendiriyor. Görüşler belediye işleri ve halkın sorunları olunca özelimize fazla bir yer kalmıyor. Sabri ve sait bey konuştu. Bana bir 10 dakika kaldı .


Bırakılacaklarına dair bir umut var mı?


A.K  : Ben ilk yakalandıklarında avukatlar bana eylüle kadar bekleyin iddianame çıkartalım. Ben hep dedim eylül nasıl olacak, ben 3 ayı Bekirsiz nasıl atlatırım. Eylül ayını nasıl atlatırım psikolojisi içerisindeydim. Eylül geldi bir rahatlama oldu. Ama şimdi biraz daha kaygılanıyorum somut bir şey olur götürür avukata gösterirsiniz size bir şey söyler hiç kimse bir şey söyleyemiyor. Bu belirsizlik insanı daha çok yıpratıyor. Kimse bir şey söyleyemiyor. Çünkü yaptığı bir şey yok benim eşimin bir şey yapmadığını biliyorum. Orada rehin tutuluyor. Bir şekilde hepimizin kaderi bir kişinin ağzından çıkan iki kelime, ben hukuk sürecine pek güvenim kalmamış, ben kestiremiyorum. Bu bir siyasi hamle bile olsa boştur. Bekir başkanı almak onlara kaybettirir onlara kazandırmaz, çok kötü bir hamle bence Bekir başkan içerde kalırsa tepki oyları olacaktır.

 

 

Dışarıdan en çok ne istiyorlar?


A.K  : Genellikle kitap,

 

Teşekkürler…


A.K. : Ben de teşekkür ederim. Sağ olun.

 
\"\"

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Wan Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0850 302 65 34 | Faks : 0850 302 65 34 |