1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç:

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç:

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç:
A+ A-

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İmralı süreciyle alakalı MİT tarafından Öcalan ile olumlu görüşmeler yapıldığını anlattı. Arınç, başörtü meselesiyle ilgili ise, "Biz kimsenin zorla başını açmak ya d

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İmralı süreciyle alakalı MİT tarafından Öcalan ile olumlu görüşmeler yapıldığını anlattı. Arınç, başörtü meselesiyle ilgili ise, "Biz kimsenin zorla başını açmak ya da örtmek istemiyoruz. Zorla örtsek İran'a dönerdik. Biz onlardan farklıyız" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Line TV'nin Uludağ'dan yaptığı özel haber programına konuk oldu. İmralı sürecini değerlendiren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Türkiye'nin son 50-60 yılında konuşulan meselesidir bu. 30 yıldır terörle iç içeyiz, bu çok canımızı yakıyor. Bunun sona ermesi için biz ve bizden öncekiler birçok şey yapmış. Artık meselenin sadece silahla olmayacağını, terörle mücadele hususunda ne kadar başarılı olsak da bunun sona ermesi için başka şeylerin de yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bunların bir kısmı politik, bir kısmı ekonomik, bir kısmı da sosyal ve kültürel. Sebeplerde bir iyileştirme yapmazsanız meselenin çözümü çok daha zor olur. Terörle ve teröristle mücadele terör var oldukça devam edecek. Dağa çıkmalar devam ettikçe ve özendirildikçe, intihar saldırıları yapıldıkça silahla bunları çözmek mümkün değil. İnsan unsuru önemlidir. Bunu çözmek için gayret etmek gerek. Terörle mücadele eden asker olsun, sivil olsun, bu silahla başarılacak bir şey değil. 'Bu meseleyi çözmek için ekonomik, siyasi tedbirlere de ihtiyaç var' deniyor. Hükümet yetkilisi, örgüt ve lideri olan kişiyle görüşme imkanı buldu. Amaç örgütün silah bırakmasıdır, ikincisi örgütün Türkiye dışına çıkması, oradan da dağılmak suretiyle örgütün artık silahlı eylemden vazgeçmesidir. Konuyla alakalı MİT ile bazı istihbaratı çalışmalar yapılmış. Terörist başı Abdullah Öcalan ile Suriye'deyken, Suriye dışındayken çeşitli temaslar sağlanmış. Bir heyet gitti, önümüzdeki günlerde bir heyet daha gidecek. Öcalan'ın verdiği mesajlarla örgütün silah bırakması sağlandı. Çok girift bir konu. Hükümet bir siyasi organdır. Ama bu hükümet şu an sürecin içinde değil. İçinde olan devletin bir kurumudur. MİT'in elbette Başbakana karşı sorumluluğu var. MİT ile ilgili olumlu bir görüşmeler devam ediyor. Son eylemlerdeki düşüş de göze alındığında olumlu noktada gittiğimizi söylemek mümkün" diye konuştu.

"YAŞADIKLARIMI ANLATSAM ROMAN OLUR"
Kendisine yönelik suikast planlarıyla alakalı tedirgin olmadığını anlatan Arınç, "Tedirgin değilim, bu cesaret meselesidir. 'Kuştan korkan darı ekmez. Yaptığımız iş zor bir iş. Bebelere masal anlatmıyoruz. Ayaklarımızı uzatıp televizyon izlemiyoruz. Ya da işadamı gibi uçakta konforlu bir yolculuk yapmıyoruz. Bunların hiçbirinde de gözümüz yok. Ben 19 yaşından beri siyasetin içindeyim. Bulunduğum her nokta cesaret ve kararlılığı gerektiriyor. Siyaset hayatına başlayıp bitiren çok insan olmuştur. Ben iz bırakan biri olmak istiyorum. Ben meclis başkanı olunca kendime söz verdim. 'Milletim için söylemem gerekeni söylerim, yapmam gerekeni yaparım' dedim. Meclis başkanı olduğumda eşim başı örtülü diye hayatımın büyük kısmı bu ithamlara karşı koymakla geçti. Biz kararlı olduğumuzu gösterdik. Yaşadıklarımı anlatsam roman olur. 2 sene sonra siyasete ara verirsem, yazarsam yol göstermiş olurum" dedi.

"BİZ KİMLERİN KOMPLO KURDUĞUNU İYİ BİLİYORUZ"
Kimsenin 11 yıldır bileklerini bükemediğini ve kimlerin komplo kurup kurmadığını çok iyi bildiğini belirten Arınç, "Biz Allah'a dayandık, milletimizden güç aldık. Hepsi boşa çıktı. Bunların ilki 19 Aralık 2009'da evimin çevresinde iki kişinin yakalanmasıyla başladı. Sivil plakalı araçlarla 8-10 gün evin çevresinde keşif yapmışlar. Yakalandı, ellerinde evimin adresi çıktı. Tahkikatlar yapıldı ama soruşturma sonuçlanmadı. Savcı arama kararı alarak kozmik odada bile aramalar yaptı. En gizli sırların bulunduğu yerlere girildi. Bulabildikleri dosyalarda arama yapıldı. Şu ana kadar bu olayla ilgili açılan bir dava yok. Kozmik odalardaki bilgilerden başka davalar açıldı ama benimkini bir tarafa koyarsak başkalarına hayırlı sebep olduk" diye konuştu.

"RABB'İM BİZİ KORUDU, BUNDAN SONRA DA KORUYACAKTIR"
İzmir'deki askeri casusluk davasına da değinen Arınç, "İzmir Emniyet Müdürlüğüne fuhuş ihbarında bulunuluyor. Maalesef Türkiye'de böyle bir olay var. Genç kızlar şu, bu sebeple tuzağa düşürülüyorlar. Kendi ceplerine 3-5 kuruş gidiyor ama onu çalıştıran, daha çok para kazanıyor. Emniyet bu fuhuş ihbarını derinleştirdiğinde olayın iç yüzü ortaya çıkıyor. Askeriyenin içinde bu kızları kullanarak, bazı yerlere gelindiği, çirkin görüntülerin şantaj amaçlı kullanıldığı ifade ediliyor. Tam bir felaket. Emniyette bana bir saatlik sunum yaptılar, yüzüm kızardı. Bu CD'leri kullanıp gizli bilgilerin elde edildiği de açıktır. Ayrıca benim ve Ali Babacan ile ilgili, aile hayatımıza yönelik bazı bilgiler de toplandığı yazıldı. Benim hayatım şeffaftır. Biz bunun yıpratma amaçlı olduğunu düşünüyoruz. Allah'a hamdediyoruz ki bunlar sonuca ulaşamadı, muvaffak olamadılar. Sadece benim şahsıma değil, Türkiye'de güçlü insanların yıpratılması konusu birilerinin işine yarayabilir. Rabb'imiz bizi korudu, bundan sonra da koruyacaktır" dedi.

"BİZ KİMSENİN BAŞINI ZORLA ÖRTMEK YA DA AÇMAK İSTEMİYORUZ"
Kamusal alanda baş örtüsü serbestliğiyle alakalı Memur-Sen'in başlattığı imza kampanyası da sorulan Başbakan Yardımcısı Arınç, bu çalışmayı çok olumlu bulduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Buna göre millet ne istediğini gösterecektir. Onları fikri bizim için önemli. Bu bir demokratik haktır. Eşim ve kızım sebebiyle baş örtüsü zulmünü yaşayan bir aile reisi olarak, baş örtüsü bence kadınların bireysel tercihidir. Bizim eşimizin örtülü olduğunu görenler, 'Bunlar herkesin başının örtülü olmasını istiyorlar. İrtica hortladı' diye hücum etti. Bir kadın, kendi iradesiyle başını örtse de kapatsa da biz buna saygı duyarız. Biz kimsenin zorla başını açmak ya da örtmek istemiyoruz. Zorla örtsek İran'a dönerdik. Biz onlardan farklıyız. Böyle bir şey yok. Bunun tam aksi, her kadının başı açık olacak diyen laikçi yobazlar varsa bu da çok yanlış. Bizim kanaatimiz şudur. Bir kadın başını açmak istiyorsa, biz onun eteğinin diz boyuna bakmayız. Bırakılım bunun tercihini kadın kendisi yapsın."

"TÜRKİYE'NİN DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİ HAYLİ YÜKSELDİ"
Baş örtülü üniversite öğrencilerinin 28 Şubat sürecinde yaşadığı sıkıntılardan da bahseden Arınç, öğrencilerin bone, şapkalarla, tuvalet pencerelerinden gizli olarak üniversiteye girmeye çalıştığını hatırlatarak, "Bu zulmü yaşayan biri olarak, biz bunun demokrasiyle çözüleceğine inandık. Çok şükür bugün tüm üniversitelerde baş örtüsüyle okula girmek mümkündür. Bir kavga dövüş yok. Atatürk düşmanlığı yok. Eskiden bu vehimler vardı. Şimdi kalktı. Başı örtülü öğrenci ile açık olan birlikte okuyor. Baş örtüsü üç yerde karşımıza çıkıyor. Birincisi üniversiteler. İkincisi kamuda. Başörtülü bir kadın parlamentoya girebilir mi? Bu tartışılıyor. Merve Kavakçı olayı üzücü bir olay olarak belleğimizde. Ben prensip olarak hepsine 'Evet' diyorum. Bu benim şahsi görüşümdür. Önümüzdeki dönemlerde umarım başörtülü milletvekili de olur. Türkiye'de demokratikleşme çıtası hayli yükseldi. İnşallah doğruysa, iyiyse, önümüzdeki seçimde ama gelecekte mutlaka parlamentodaki yasağın çözümünden yanayız" şeklinde konuştu.
(OSM-MŞ-GS-Y)

02.02.2013 18:09:01 TSI
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT