1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Başbakan Erdoğan'ın 'gayrimenkul İsrafı' Açıklamasına Etik'ten Destek

Başbakan Erdoğan'ın 'gayrimenkul İsrafı' Açıklamasına Etik'ten Destek

Başbakan Erdoğanın gayrimenkul İsrafı Açıklamasına Etikten Destek
A+ A-

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kamu kurumlarına ait dinlenme tesisleri

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kamu kurumlarına ait dinlenme tesislerine ilişkin 'gayrimenkul israfı' açıklamasını desteklediklerini bildirdi.
Başbakanın bu konudaki açıklamalarını desteklediklerini belirten ETİK Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, Türkiye'nin öz kaynaklarını kullanma noktasında hovardaca bir tutum izlememesi gerektiğini söyledi. İşler "Bugün devlete yük birçok noktada özelleştirmeler yapıldığı gibi, kamuya ait olan tesislerdeki bu israfın da önüne geçilmelidir. Attığımız taş ile ürküttüğümüz kuşa değmeyen hesaptaki kamu tesislerinden faydalanma biçiminin değiştirilme zamanı gelmiştir" dedi.
Bugün Türkiye'de 450'ye yakın kamu tesisinde 250 bin civarında yatak kapasitesi bulunduğuna dikkat çeken İşler, bu kampların gerçek eder değerini bulmasının son derece önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Eski Sovyetler Birliği döneminde sağlık kampları olarak geçen 'dacha' adı verilen kamu kampları kurulmuştur, bizde de çalışan kamu personelinin yaz tatili imkânından faydalanması amacıyla benzer bir model hayata geçirilmişti. Üstelik 250 milyon nüfuslu Rusya'daki bu kamu kamplarının sayısı Türkiye'dekilerden çok daha azdır. Ancak arsa bedellerinin değerini bile karşılamayan bu uygulamalar, arazilerin gerçek değerini bulması yönünden ve gayrimenkul israfının önüne geçilmesi açısından, tesislerin özelleştirmeye açılması son derece önemlidir. Bu konuyla ilgili ETİK olarak bazı önerilerimiz mevcuttur. Bugün Antalya'da 500 bin yatak kapasitesi varken, kamu tesislerindeki yatak kapasitesinin 250 bin olduğunu düşünürsek nerede ise Antalya'daki toplam yatak kapasitesinin yarısına denk gelen bir potansiyelden bahsediyoruz. Daha da çarpıcı olan, 8 bin 500 yıllık tarihe sahip İzmir'imizin 45 bin yatak kapasitesi olduğunu düşünürsek, bu durumda nerede ise İzmir'in yatak kapasitesinin 5 katı olan atıl kalmış kapasitenin sektöre can suyu olarak kazandırılmasından bahsediyoruz. Bu rakamlarla Türkiye'nin turizm ekonomisi ve potansiyelinde kamu tesislerindeki yatak kapasitelerine ne kadar ihtiyacı olduğunu daha vurgulamış oluruz. İzmirli Bakan ve milletvekillerimiz Sayın Binali Yıldırım ve Ertuğrul Günay, değerli valimiz Sayın Cahit Kıraç'ın da yoğun çalışmaları neticesinde, EXPO 2020 adayı güzel İzmir'imizde 45 bin yatak kapasitesini, bu büyük organizasyonu kazanmamız durumunda 100 bin yatağa çıkarmak gibi bir hedefimiz vardır. Hatta bunun ilk 15 binlik kısmını İnciraltı'nda EXPO alanında sağlık turizmine yatırım yaparak gerçekleştirilmesi planlanıyor"

"EXPO 2020 ADAYI İZMİR İÇİN TESİSLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BİR İHTİYAÇ"
Uygulamayla, EXPO 2020 adayı İzmir'in turistik yatak kapasitesinin en kısa yolla en pratik şekilde çözüleceğini ve şehrin Türkiye'nin turizm pastasından daha fazla pay almasını sağlayacağını anlatan İşler, sözlerine şöyle devam etti: "İzmir'in sahilleri ve kıyılarında konuşlandırılmış olan ve gayrimenkul israfı olarak görülen bu kamu tesisleri , EXPO süreci içinde değerlendirmeye alınırsa, İzmir bu durumda ihtiyacı olan yatak kapasitesine ulaşmada büyük bir sıçrama yapmış olacaktır ve bu alanda yatak kapasitesi açığını hızlıca kapatmış olacaktır. Yüksek arsa bedellerinin olduğu bu yerlerin bir an önce özel sektöre açılması gerekmektedir. Türkiye'nin 32 milyon turist rakamlarına dayandığı, 2023 turizm hedefleri doğrultusunda 50 milyar dolar girdi 50 milyon turist isteyen Türkiye'nin, bu hedefleri yakalayabilmesi için Türkiye turizminin ve ekonomisinin bu gayrimenkul israfı dediğimiz kamu tesislerini bir an önce vergi geliri sağlayacak, istihdam yaratacak, bulundukları yerlerdeki esnafa, halka katma değer sağlayacak ve o bölgeyi destinasyon merkezi olarak tanıtabilecek verimli işleyen serbest ekonomi ile rekabet edebilecek tesisler hale gelmesi gerekmektedir. Çünkü Türkiye'de ve Dünyada artık üretmeyen ve ekonomiye katkı koymayan varlıkların, uzun vadeli yaşayamayacağı bir dönemden geçiyoruz."
Söz konusu uygulamayla kamu çalışanlarının haklarının elinden alınması gibi bir isteklerinin olmadığını, tüm çabalarının Türkiye ekonomisine katkı sunulmak olduğunu sözlerine ekleyen İşler, şunları söyledi: "Biz burada memurlarımızın ve kamu çalışanlarının haklarının elinden alınmasını istiyor değiliz. Sadece Türkiye ekonomisine bu yerlerin gerçek arsa bedellerinden çok daha fazla katkı sağlayacak şekle dönüştürülmesini istiyoruz. Eğer bu yerler özelleştirildiği takdirde, bu bölgelerde daha uzun süreli olan, 6 aylık, 7 aylık bazı yerlerde 12 aylık sürekli bir istihdam sağlanacak, sürekli bir vergi geliri sağlanmış olacaktır. Öte yandan bu bölgelerin tanıtımına yönelik çaba sarf edilerek katma değer yaratılacak ve en önemlisi olarak sürdürülebilir turizm adına Türk turizmine ve ekonomisine büyük fayda sağlamış olunacaktır, yatak kapasitesi arttırılarak turizmin gelişimine katkı sunacaktır."

"SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM İMKANI"
Yatak kapasitesi artıkça turizm pastasından alınacak pay ile istihdamın artacağını, işsizliğin de bu oranda düşeceğini ifade eden İşler, "Bu yerler verimsiz olmaktan çıkıp sürdürülebilir turizme katkı sunacaktır. Mal ederini bulacaktır, şu an mal ederinde değildir. Memura ise ucuz kredi ile uzun vadeli desteklerle ve buraların özelleştirilmesi ile elde edilecek gelir ve sözleşme hakları ile yeni bir uygulamaya geçilmesi gerekmektedir. Onlar da kaliteli ve kendilerine yakışan bir tatili hak ediyorlar" diyerek sözlerini noktaladı.
(HE-Eİ-Y)

25.01.2013 18:46:14 TSI
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT