İnsan bir beklenti içinde olunca,beklentisi sonsuz oluyor.Sonsuz olduğunda beklentisi yerini bulsa bile az bulur,memnun kalmaz, şikâyetçi duruma düşer.Ancak beklenti yerine gerçekleştirme çabası içinde olan aynı tutum içinde olmaz.Gerçekleştirmeyi önüne koyan kişi,küçük küçük gerçekleşmiş olan ve gerçekleşmekte olanın önemin farkına varır,değer verir,önemser. Kabul eder. Daha bir ileri adım için önüne yeni görev koyarak büyütmeyi esas alır. Canla başla aşkla yeni gerçekleştirmeler için çalışır.27 Haziranda Meclise gelen kanun teklifine bakış,yorum buna göre gelişmiştir. Yani iki farklı bakış, duruşa göre olmuştur. Sayın Abdullah Öcalan gerçekleştirme tarafı olduğunda,bu yasayı önemsediğini belirtmiş ve tarihi bir adım demekte sakınca görmemiş, herkesi sahiplenmeye, geliştirmek için, çalışmaya davet etmiştir.Ama sonsuz beklenti içinde olanların yaklaşımı, daha çok giriş başlıkta yer alan ‘terör’ vurgusuna yönelik olmuştur. Bu vurguya takılanlar, şöyle demekteler:Devlet isim telaffuz etmekten korkuyor.İsim koymaktan korkan devlet, bu adımı atmakta samimi olmadığını gösteriyor diyerek,kendince daha bir radikal taraf kesilmekteler. Yani bu tutumlarıyla, gerçekleştirme mücadelesini veren, öncü olanla zıt bir bakış içine düşmekteler. Bu iki farklı bakış açısını irdelemek faydalı olacaktır. 

Ban göre, Öncünün bakışına göre olguyu ele alıp,değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.Sayın Öcalan’ın son savunmasını okuyanlar. Öcalan’ın üç hukuk üzerinde durduğunugörecektir.Bu hukuklardan birincisi Kürtlerin kendi doğuştan kaynaklı hakları ve bunun hukuku, İkincisi egemen devlet hukuku ve son üçüncüsü Avrupa birliği ve Evrensel hukuk.Bu üç hukukun uygulanırlığı ya da uygulanırlığın olmaması savaş barış gerekçesi sayar. Karşılıklı birbirini tanıma,kabullenmeye göre, ortak yaşam alanlarında ya buluşmagerçekleşir ya da gerçekleşmez demektedir. Şimdiye kadar Kürtlerin varlığı kabul edilmeme üzerine kurgulanmıştı. Amason 6 madde deyim yerindeyse, bu kurguyu rafa kaldırmıştır. Kürtleri kabul eden yasa anlamındadır. Bu yasayla Kürtler birinci merhaleden, ikinci merhaleye geçmiş olmaktadır. Yani reddiyeden, kabul edilme aşamasına gelmiştir. Buluş,Oluş, tutunma, doğuş aşamasıdır. Bunun için hiçte küçümsenecek bir aşama değildir. Yeni bir tarihi adımdır. Bu adımla kabul edilme başarılmış, kendi olma aşamasına geçiş gerçekleşmiştir. İradi tercih öne çıktıca,  kendi olma adımı ette kemiğe bürünmüş olacaktır. Kendi olma ancak kendini gerçekleştirmekle mümkündür. Yeni görev insanı olma bilinci pratikleştikçe, doğuş yeni oluşlarla daha bir kendini büyüten olacaktır.  Bu yeni oluş sürecinde Devlet verir algısında birey kendini kurtardıkça, devletle hukuk eşitlik mücadelesi daha anlaşılır olacak ve demokratik ulus siyaseti daha bir öne çıkmış olacaktır.  Talepkar değil, talebi derinleştirme bundan sonra dönemin dilli, eylemi olacaktır. AKP hile yapar,savsaklar,zamana yayar eleştirileri yerinde olmakla birlikte, AKP’nin bu alicengiz oyununu boşa çıkarmakta demokrasi güçlerine ve özgürlük hareketine düşmektedir. Mesela Sayın Öcalan üçüncü bir gözlem heyetin oluşmasını istiyor. Bu oluşumu devlette beklemeden, harekette geçile bilinilir. Sivil toplum örgütleri bu çağrıya cevap olma temelinde harekete geçebilirler. Mesela Kadın hareketinin bir iki gün önce biz kadınlar bu savaşın mağduruyuz, Müzakerelere bizde müdahil olmak istiyoruz çağrısı örnek alınarak, genelleştirilebilmelidir. Keza HDP meclis içinde sürekli uyarıcı olmakla birlikte, particiliği aşan ve kendi dışındaki milletvekillerini ikna etme çabasını girerek, bu yasanın uygulanırlığı yanında, genişletmesi yönünde yasama gücünü devreye koyabilmelidir. Yerellerde yerindelik çalışması olan Komün, meclis, ocak çalışmaları açığa çıkarılarak, defactodurumla, yerelde yönetimi gerçekleştirme çalışması, kanuna dayatmalıdır. Geri dönüş yasası şimdiye kadar etkin pişmanlık adıyla itirafçılık şeklinde dayatıldığında onur kırıcı bir durumdu. Ancak şimdi farklı telaffuz edilmektedir. Bu farklı telaffuza dayanarak, durumu el verenlerin dönüşü gerçekleşmelidir. Dönüş yapanlar ‘ben silahlı eyleme bulaşmadım. Kürtler adına şimdiye kadar demokratik barışçıl siyaset mücadelesini veriyordum. Bu saatten sonra bunu,Türkiye devleti sınırları içinde yapmak istiyorum’ demesiyle mevzuatın gereği dayatmalıdır. Yani özcesi, her alanda kanun olanın,kabul aşamasına gelmesi için her alanda tazyik suyun verilmesine ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaca cevap verecek olanda Devlet dışı muhalif güçlerdir. Ancak AKP’nin alicengiz oyunları bu şekilde boşa çıkarılır. Yoksa AKP verir beklentisine düşülürse, AKP yene bir uyuşma yaratarak, hastanın bitkisel yatakta kalması için elinde geleni yapacaktır.

Son olarak Sayın Öcalan’ın deyimiyle iğne başı olanakla bu işe başlandı. Başlanan noktadan bugünlere gelindi. Gelinen aşama hiçte küçümsenecek aşama değildir.Bu aşama, tahakkümcü devlet siyasetin gerilettirildiği aşamadır. Yani Tanrı devlettin elinde olan siyasettin,ezilenlerin eline geçtiği bir aşamadır.Kabul ettirmede, kendi olma aşamasıdır.Kendini gerçekleştirdiği oranda devletle eşitlenecek aşamadır.Sayın Öcalan’ın tarihi bir adımdır sözünü bu bağlamda okumakta fayda vardır. Bu söz doğru okunmasa, körün filli tarif etmesine benzer tarif etme duruma düşerse, elbet kanun su yüzüne yazılan olur ve yeni gelen dalga silip götürür! 

Bunun farkında olarak altını bir daha çizmek gerekirse, Mevcut kanunla KABUL ETTİRME AŞAMASINI AŞTIK BAYLAR,BAYANLAR. KENDİ OLMA AŞAMASINA GEÇTİK, HAYDİ İŞ BAŞINA diyerek nokta koyuyorum. 

Hasan Akbaba
29 Haziran 2014
Strasburg