1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 5. Büyükelçiler Konferansı
5. Büyükelçiler Konferansı

5. Büyükelçiler Konferansı

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Bölgesel ortam zor Türkiye açısından. Bizim içinde bulunduğumuz ortam çok daha zor. Ama bu diplomasiyi daha da anlamlı kılıyor, diplomasi önem kazanıyor" dedi. İlk

A+A-
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Bölgesel ortam zor Türkiye açısından. Bizim içinde bulunduğumuz ortam çok daha zor. Ama bu diplomasiyi daha da anlamlı kılıyor, diplomasi önem kazanıyor" dedi.
İlk bölümü Ankara'da yapılan 5. Büyükelçiler Konferansı'nın ikinci bölümü, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu, İsveç ve Brezilya Dışişleri bakanları ve büyükelçilerin katılımıyla İzmir'de başladı. Swiss Otel'de sabah saatlerinde başlayan konferansın açılışında konuşan İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ve Brezilya Dışişleri Bakanı Antonio Patriota, Türkiye'nin son yıllardaki hızlı ekonomik büyümesi ve diplomatik ataklarına övgüler yağdırarak, işbirliği önerisinde bulundu. İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Suriye'nin bütünlüğünün korunmasının önemine dikkat çekerek, bunun sağlanmaması durumunda savaşın Beyrut'tan Bahreyn'e kadar tüm bölgeye sıçrayabileceği uyarısında bulundu. Bildt, Türkiye'nin ve Türk halkının Suriye konusundaki hassasiyet ve desteklerini takdirle karşıladıklarını belirterek, "Türkiye'nin çabalarını takdirle karşılıyorum. Türk halkının gösterdiği yardımseverliği de. Önümüzdeki bundan sonraki dönemdeki zorluklar bugünkünden de ciddi olabilir. AB, Türkiye ile bu zorlukların üstesinden gelmek için çalışmaya hazır" diye konuştu.
Suriye'de çok kısa sürede çok sayıda insanın öldüğünü, ölenlerin sayısının Kosova ve Bosna'dan daha fazla olduğunu belirten Bildt, Suriye'de istikrarın sağlanmasının şimdilik zor göründüğünü, BM Güvenlik Konseyi'nin barışçıl geçişi sağlamak için çabalarını arttırması gerektiğini kaydetti. Bildt, Suriye'de istikrarın sağlanmamasının tüm bölgeyi kaosa sürükleyeceği uyarısında bulunarak şöyle konuştu:
"Arap ülkelerindeki uyanışı görüyoruz. Ama zorlu durumları da görüyoruz. Bu savaş Kosova'dakinin altı misli insanın hayatına malolmuş durumda. Mesela Cezayir'de iç savaş on yıl sürmüştü, fakat o zamanki ölümlerin sayısı ya da Lübnan'a baktığınızda, Suriye'de çok kısa sürede fazla insan öldü. Bu mücadele ne kadar sürerse istikrarlı sürece girmek o kadar zor olur. Mezhep çatışmaları olabilir. Beyrut'tan Bahreyn'e kadar her tarafı sarabilir. BM Güvenlik Konseyi'nin barışçıl geçişi sağlamak için çabalarını artırması önemli. Sadece askeri müdahale olmamalı. Parçalanmış bir toplum istikrarı oluşturmaz. Bütün bölgenin istikrarı önemli. Çok önemli tehlikeleri beraberinde getirecek. Kıbrıs, Azerbaycan'ın bütünlüğü kadar önemli Suriye'nin bütünlüğü. Bölünme bir yerde olursa her yerde olur."
Bildt, Arap Baharı'nın yaşandığı ülkelerde ekonominin de kötüye gittiğine işaret ederek, bu ülkelerin dünya ve AB ile ekonomik entegrasyonunun sağlanması gerektiğini söyledi. Bildt, "Bölgesel olarak bu etkileri değerlendirmek önemli. 400 milyondan bahsediyoruz. Arap uyanışında beklentilerin yerine getirilemediği bir durumu sağlamak önemli. Özellikle ekonomik anlamda olumlu gelişmeler görmüyoruz. İşsizleri işgücüne katmak için IMF, Ortadoğu'daki ülkelerin yüzde 7.5 büyümesi gerektiğini hesap ediyor. Fakat gelişmeler şu anda tam tersi. Ciddi derin ekonomik iyileşmeye ihtiyaç var. Dünya ve AB ile ekonomik entegrasyon adımları atılmalı" dedi.
İsveç Dışişleri Bakanı Bildt, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasının kendileri için de önemli olduğunu belirterek, Türk diplomatlarının etkinliğini de övdü. Bildt, 20 yıl önce kendi ülkelerinin de Avrupa'nın hasta adamı olduğunu ancak reformlarla bu durumun tersine çevrildiğini, Türkiye'nin de son 10 yılda krizden en az etkilenen ve en hızlı gelişen ülkelerden biri olduğunu belirtti. Bildt, şunları söyledi:
"20 yıl önce İsveç de Avrupa'nın hasta adamıydı. Ancak çok önemli reformlar önemli sonuçlar sağladı. Bugün Kuzey Avrupa oldukça iyi durumda. 10 yıl sonra belki Güney Avrupa'daki ülkelerin durumunda benzer gelişmeler görebiliriz. 10 yıl geriye gittiğinizde Türkiye krizlerden çıkarak, reformlarla yeni bir aşamaya geçti ve ekonomik kalkınma sürecine geçti. Küreselleşme on yıllarca sürdü. Yüz milyonlarca kişi böylece fakirliğin üstesinden geldi. Bugün 7.5 milyar insanın yaşadığı bir dünyada yaşıyoruz. Biz Avrupalılar, yani İsveçliler, Türkler bu nüfus içinde yüzde 7'yi oluşturacağız."
Bildt, Türkiye'nin diplomatik etkinliğinin en üst düzeye çıkmasının da önemli olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin AB üyelik sürecini desteklediklerini vurguladı. Bildt, "Birlikte çalışmak hepimizin çıkarına. Türkiye'nin diplomatları çok etkili. Mogadişu'dan Manhattan'a. Yapılması gerekenler konusunda ortak vizyonumuz olması çok önemli. Açık demokratik ve laik toplumların oluşturulması konusunda adımlarımızı birlikte atmamız önemli. Türkiye'nin ekonomik kalkınması da bizim için çok önemli. Bazen daha eleştirel olabiliyoruz dost olarak. Yeni anayasa üzerinde çalışıyorsunuz, insan hakları konusunda, komşularınızla ihtilafların çözülmesi için çalışıyorsunuz. Bu Avrupa'nın tamamı için de önemli. AB'ye üyelik sürecine yeni bir ivme katmak önemli. Aralık ayında Brüksel'de bu çerçevede önemli görüşmeler yaptık. Sizin bazı adımlar atmanız gerekiyor bu süreçte. Tango iki tarafla yapılır diplomaside" diye konuştu.
Bildt'in ardından söz alan Brezilya Dışişleri Bakanı Antonio Patriota ise, Türkiye ve Brezilya arasında ciddi benzerlikler olduğunu, iki ülkenin de ekonomik ve diplomasi alanında büyük gelişme gösterdiğini dile getirdi. "Güç odaklarının ve mükemmeliyet merkezlerinin Türkiye ile yakın ilişkiler geliştirmesi şart" diyen Patriota, dünyanın ekonomik ve siyasi güçler dengesinin değişeceğini, ABD'nin yakın zamanda Ortadoğu ve Körfez'deki varlığı açısından enerjide kendi kendine yetecek bir ülke haline geleceğine dikkat çekti. Patriota, bu durumun dünyadaki konjonktürü değiştireceğine vurgu yaparak, birlikte çalışma teklifinde bulundu. Patriota, şunları söyledi:
"ABD yakın zamanda enerji açısından kendine yetecek bir ülke haline gelecek. Ortadoğu ve Körfez'deki varlığı açısından yeten ülke olursa konjonktür çok değişecek. En hızlı büyüyen 10 ekonomiden birisi Afrika kıtasında yer alıyor. Türkiye ve Brezilya'nın Afrika'ya büyük önem atfettiğini biliyoruz. Burada da birlikte çalışabiliriz. Arap Baharı'nın etkileri geçerliliğini ve bizi endişelere sevk etmeye devam edecek. İsrail ve İran'daki seçimler ciddi önem taşıyor. Washington'da dışişleri değişecek, Çin'de de yeni yönetim olacak. Jeopolitik anlamda beklenmeyen değişikliklerin olacağı muhtemel. Yüzyılın ortası geldiğinde en büyük 4. ekonomisi olacağız. İlk üç bugünkü ilk üçten farklı olacak. Oldukça ilgi çekici bir husus. ABD birinci sırayı almasa da büyük olmaya devam edecek. ABD, Çin, Hindistan, Brezilya en büyük güçler olacak."
(HD-CC-Y)

05.01.2013 14:09:00 TSI

HABERE YORUM KAT